Gece ve Gündüz



İşte Defne'nin gece ve gündüz halleri. Gündüzleri ciddi ve meraklı, geceleri ise uykulu ve sevimli. Gerçi bu ifadelerim zamanında uyuduğu durumlar için geçerli. Yoksa kendisinin asabi halleride mevcut ama o hallerini burada sergilemek istemiyorum.
Ne zaman asabi olsa kendisini çok sevdiği ana kucağına yatırıyoruz ve çok derin bir uykuya dalıyor. Neyse ki ana kucağı var :)))

İlk Arkadaş


Defne'nin bir sürü arkadaşı var ama henüz onlarla iletişim kurmaya başlamadı. Hala etrafındakilerle iletişime geçmek için çok küçük. Ancak arkadaşlarından biri var ki onu çok sevdi. İşte Defne'nin ilk arkadaşı. Ona sıkı sıkı sarıldı ve onu benimsedi. Onunla sohbet bile ediyor sanırım. Arasıra sanki birşeyler fısıldıyor :)))

Minik Ayaklar

Her bebeğin ayağı çok şeker ve tatlıdır. Minik ve pembe. Defne'ninkiler de işte tüm bebek ayakları gibi çok şeker. Yemek istiyorum. Öpmeye doyamıyorum. Hele küçücük parmakları nerdeyse öperken yutucam :) Çok komikler :)))

Defne'nin Hediyeleri


Babannesi Defne'nin ev kapısına O'nun eve geldiğinin sembolü olarak kapı süsü hazırladı. Çok güzel oldu. Ellerine sağlık Babannemiz. Çok zarif ve hoş oldu. Çok beğendik, bu nedenle sanırım uzun bir süre çıkartmayacağız.

Defne'ye çeşit çeşit hediyeler gelmeye başladı. Hepsi birbirinden güzel ve hepsi mükemmel. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Ama aralarında bazıları var ki espirili ve orjinal. Mesela Ayşen Ablasının hediyesi. Bir tek taş yüzük ama tam Defne'nin minicik ellerine göre. Kolye olarak taşıması için aslında ama şimdi tam parmağına olduğundan hemen takıp fotoğrafını çektik. Çok yakıştı micik ellerine :)

Bir başka tatlımı tatlı hediye de Betsi Teyzesi ile Kemal Amcasından geldi. Defne yazılı ve bebek arabası, bebek giysileri ve biberon şekillerinde lezzetlimi lezzetli kurabiyeler. Ayrıca tüm diğer hediyeler için Defne ve biz çok teşekkür ediyoruz.

Büyüyorum



Daha doğalı 6 gün oldu ama Defne hızla büyüyor. Her gün yeni birşey yapıyor ve bizi heyecanlandırıyor. İlk başta gözlerini bir türlü açamıyordu. Doğum sırasında bir miktar ödem oluyormuş. Ama şimdi yavaş yavaş ödemi dağılıyor ve gözlerini açmaya başladı. Böylece güzel gözlerini görme fırsatımız oldu.

Son 3 Gün

Artık geri sayım fena halde hızlandı. Geriye kaldı 3 gün. Heyecan dorukta. Artık son son son hazırlıklar içerisindeyiz. Hep birlikte bekliyoruz Defne'yi. Bir taraftan da teşımız arttı. Sanırım artık 9 aylık uzun bekleyişin ardından sabrım iyice azaldı. Gün içinde yapacak, oyalanacak bir sürü iş oluyor ama geceleri kendimle daha doğrusu kızımla başbaşa kalınca, başlıyorum O'nu düşünmeye. Düşündükçe heyecanım daha da artıyor. Ne tatlı bir heyecan ne tatlı bir bekleyiş anlatamam. Sanal alemde ulaşabildiğim her kaynağı sonuna dek sömürdüm ve yeni doğan bakımı, neler yapılması gerektiği konularında öyle çok şey öğrendimki kendimi tam donanımlı hissediyorum. Hatta konuya ilişkin 3 kitap okudum ve çeşitli anne-bebek dergilerini de takip ettim. Bütün mesele bu bildiklerimi, öğrendiklerimi acaba Defne ile karşılaştığım o büyülü anda hatırlayabilecek miyim? Umarım hatırlarım.

Son 7 Gün

Heyecanlı bekleyiş hergün biraz daha heyecanlı hale geliyor. Geri sayıp tüm hızıyla devam ediyor. Başlıktan da anlaşıldığı gibi geriye kaldı 7 gün. Defne'ye kavuşacağım o anı hayal edip duruyorum. Kafamda binlerce soru var ve sürekli yenileri ekleniyor. Herşey yolunda gidecek mi? İlk gördüğümde ne hissedeceğim? Gazlı bir bebek mi olacak? Ve daha bir çok bu eksende dönen sorular kafamın içerisinde fırıldak gibi. Bir hafta sonra bu soruların en azından bir kısmının cevabını öğrenmiş olacağım. Giderek sabrım tükeniyor gel artık kuzucuk...

Göbek

İşte Defne hanım doğuma kadar burada ikamet ediyor. Öncesi ve sonrası fotoğraflarımı görüyorsunuz. İlk fotoğraf sekiz aylık göbeğim. İkincisi ise 2 gün önce çekildi. Yani 9 ayı doldurduğum şu günlere ait bir fotoğraf.
Neredeyse patlamak üzere görünüyorum. Bir tekerleme vardır ya; çatlak patlak, yusyuvarlak... İşte tam olarak beni tarif ediyor gibi... Her gün daha fazla büyüyemez göbeğim artık nihayet tepe noktasına ulaştı diyorum. Sonra ertesi gün uyandığımda bir de bakıyorum ki daha da büyümüş :)

Prag Hediyeleri

Dün Defne'nin annanesi Prag'dan geldi. Gelirken O'na her zamanki gibi ciciler getirmiş. Şimdiden gardırobu dolup taştığı için aslında artık birşey almasın diye tembihlemiştim ama dayanamamış. Dayanamamakta da haklı olduğunu getirdiklerini görünce anladım ve O'na hak verdim doğrusu. Sizin de hak vereceğinize eminim.

Nasıl oluyor da bu kadar sevimli ve güzel şeyler yapabiliyorlar bazen aklım almıyor bazen. Şeker gibiler. Sanırım Defne bunları giydiğinde dayanamayıp O'nu ısıracağım. Annanemizin hediyelerinin bir kısmı Defne büyüdüğünde giyeceği ölçülerde. Daha yeni doğduğunda giyeceklerinden hevesimi alamadan büyüdüğünde giyeceklerine sıra gelecek onlardan hevesimi alamadan daha da büyüyecek. Anlaşılan her gün defalarca üstünü değiştirip, olabildiğince hepsini giydirmeye çalışacağım.

Çikolata

Adettendir, doğuma gelenlere çikolata, badem şekeri ve loğusa şerbeti ikram edilir. Kızımın doğum günü tarihi belli olunca annanesi ile düşündük herşeyi o gün kargaşada halledemeyiz, en iyisi çikolataları hazırlatalım da aradan çıksınlar dedik. Hemen Ankara'nın meşhur pastanelerinden birine gittik ve en güzel çikolataları, şekerleri seçtik. Ama seçmek pekte kolay olmadı çünkü birçok seçenek vardı. Biberon şeklinde plastik küçük şişelerde badem şekerleri, patik şeklinde keselerde çikolatalar, üzerinden kız bebek resmi olan badem şekerleri, çeşitli bebek bibloları ile süslenmiş çikolatalar, tül keseler içinde şekerler ve daha neler neler. Aslında hepsi bir birinden güzeldi ama bize en güzel görünenlerden karışık almanın daha uygun olacağını düşündük.


Sadece çikolata ve şekerler de değil bir de nasıl ikram edileceği konusunda alternatifler söz konusuydu. Bu amaçla çeşit çeşit kutular ve sepetler hazırlamışlar. Evde ikram edeceklerimizi kendi servis tabaklarımızda yapacağımızdan sadece hastaneye götürmek üzere bir sepet almaya karar verdik. Bunun için de, bebek arabası şeklinde yapılmış olan sepeti seçtik. Hepsi birbirinden güzel ve iştah açıcı görünüyor. Kendimi hepsinin tadına bakmamak için zor tutuyorum :)

Doğum Günü

Nihayet pamuk prensesimizin doğum günü tarihi belli oldu. Kendisi bir sürpriz yapıp erken gelmez ise, 4 Haziran 2009 tarihinde dünyaya gelecek ve aramıza katılacak. Yani sadece 9 gün kaldı. Artık geri saymaya başladık. Heyecanlı bekleyiş şimdi her zamankinden daha da heyecanlı. Defne'ye kavuşmak için sabırsızlanıyorum.

Defne'nin Battaniyesi

Daha henüz Defne'nin cinsiyetini bilmiyorduk. Annemle birlikte bir battaniye örelim diye düşündük. Her ikimizin de çok vakti olmadığından, Defne'ye hatıra kalacak bu battaniye'yi ortaklaşa örmeye karar verdik. Cinsiyetini daha o zaman bilmediğimizden bir birbiri ile uyumlu bir çok renk seçtik, küçük kareler örmeye ve biriktirmeye başladık. Yeterli miktarda küçük renkli kareler elde edince onları birleştirdik. Biz bu işleri halledene kadar baya zaman geçti ve Defne'nin cinsiyeti de ismi de belli oldu. Bunun üzerine etrafının çerçevesinin pembe olmasının uygun olacağını düşündük. Defne'nin annanesi battaniyenin etrafına tığ ile pembe bir çerçeve geçirdi. Arkasını ise O'nu rahatsız etmesin diye yumaşak bir kumaşla kapladık. Son olarak rastgele yerlerden tül kurdeleler ile süsledik. İşte battaniyemiz bitti. Şimdi Defne'yi sarmalamak için hazır bir şekilde bekliyor. Tıpkı benim gibi.

Son Hazırlıklar


Bugün babamla birlikte Defne'nin bebek arabasını almaya gittik. Aslında geçen hafta almıştık ama istediğimiz rengi olmadığından İstenbul'dan gelmesini bekliyorduk. Bugün geldiğini haber verdiler biz de teslim almaya gittik. Artık benim kızımında bir Quinny Zapp'ı var. Büyük araştırmalar sonucu en hafif ve katlandığında en küçük olan bebek arabası olduğu için hem de anakucağı ile birlikte kullanılabildiğinden bu arabayı tercih ettik. Kullanan arkadaşlarımız da memnun olduklarını söyledikleri için içimiz rahat bir şekilde aldık.

Gitmişken dayanamadık daha önceden beğendiğim bir güneş gözlüğü vardı onu da aldık. Şimdiden çok süslü bir kız oldu :))) Bir an önce doğsa da hem kıyafetlerini hem de aksesuarlarını üzerinde görsek artık diyorum. Meraktan çatlayacağım :)

Babasının Kopyası



Defne'nin son hali işte böyle. Aramıza katılmasına çok az bir zaman kaldı. Yüz hatlarından da görüldüğü üzere kendisi babasının kopyası. Kayıt çok kısa mağlesef ama babasına ne kadar benzediğini anlamak için yeterli :)))

Şunlara Bir Bakın :)

Defne'nin gardırobuda hazir. Renk renk çeşit çeşit elbiseleri, bir
birinden güzel ayakkabıları var. Hepsi gerçekten çok güzel ama hepsi
Defne'nin üzerinde ve tombul ayaklarında çok daha güzel gürünecekler eminim.
Burada hepsinin tek tek fotoğrafını çekip göstermem imkansız ama en favori yazlık ayakkabılarından ve sandaletlerinden bir kaçını paylaşmadan edemedim :)))) Gerçekten de çok sevimli değiller mi?

Defne'nin Odası

Küçük kızımın kendi gibi küçük odasından bir kaç kareyi paylaşıyım istedim. Artık Defne hanımın herseyleri hazır. Artık odasındaki tek eksik kendisi. Yakında O'da geldiğinde hiç bir eksik kalmayacak ve herşey tastamam olacak. Umarım O'nun için beğendiklerimizi sever. Sade ve sevimli oldu.

Defne'nin Fotoğrafı



Artık Defne'nin albümü oluşmaya başladı. Küçük kızımızın artık fotoğrafları var. Ultrasonlara gitmeyi iple çekiyorum her seferinde kızımı görebilmem için fırsatım oluyor. Bir diğer muayeneye kadar onu özlüyorum. Görmek için sabırsızlıkla bekliyorum. Onu her görüşümde mutluluktan için ısınıyor.

Defne'nin Anlamları

26 Ocak 2009 tarihi itibariyle kızımızın adına karar verdik.
Kızımıza koyduğumuz isim çok eski tarihlere dayanıyor. Yunan mitolojisinde de bulmak mümkün. Zeus'un oğlu, yaratıcılık ve sanat tanrısı Apollo'nun aşık olduğu peri kızının ismi. Aynı zamanda iktidar, galibiyet ve güç sembolü bu nedenle Roma Kralı Sezar Defne yapraklarından yapılmış bir taç takıyordu. Olimpiyat oyunlarında birincilerin başını süsleyen başarı sembolü Defne. Aynı zamanda yaz kış yeşil kalan, mis kokulu yaprakları olan, güneş vurunca altındanmış gibi ışıltılar saçan bir Akdeniz ağacı Defne. Kızımıza bir birinden güzel anlamları olan bu ismi koymaya karar verdik. Ama artık bizim için bu ismin tüm anlamlarından daha özel bir anlamı var. O da bizim bir tanecik kızımızın ismi olması.

Aralık Ayının Müjdesi

20 Aralık 2008
İşte bu sihirli dolu günde minik bebeğimizin bir prenses olduğunu öğrendik. Havalara uçtum sevinçten. Küçük bir prenses ailemize katılacak haberi ayaklarımızı yerden kesti. Cinsiyetini öğrenir öğrenmez onu hayal etmeye başladık. Aynı zamanda artık yeni bir gündem maddesi belirdi önümüzde; isminin ne olacağı konusu.
İnternetteki bebek isimleri sayfaları, dergilerin verdiği bebek isim rehberleri ve daha birçok farklı kaynaktan isimleri gözden geçirmeye başladık. Beğendiklerimizi ve ailenin favorilerini bir liste haline getirmeye başladık. Her öneriyi değerlendiriyoruz bakalım prensesimizin adı ne olacak.

Ekim Ayının Sürprizleri

11 Ekim 2008
Bu tarih benim icin cok önemli bir tarih çünkü bugün itibariyle artık hayatımın bundan sonra asla aynı olmayacağını öğrendim. Bir kaç gündür süren telaş ve merak yerini tatlı bir heyecana bıraktı bugün. İçimde küçücük bir canlının var olduğunu ve büyüme başladığını öğrendim. Rahim içerisinde minicik bir kesede küçücük bir can.
25 Ekim 2008
Bu tarihte tekrar kontrole gittim ve ultrasona girdim. Bu tarihi de bizim için önemli kılan bir başka olay gerçekleşti. Minik bebeğimizin kalbinin attığını gördük. Ekranda mini minicik bir yıldız sanki yanıp sönüyordu, fonda güp güp diye sesini duyuyorduk. Bu mucizevi anı yaşadıktan sonra herşey daha bir başka daha bir özel oldu. Onun kalbinin içimde attığını bilince, benim kalbimde artık onun için atmaya başladı.