Son Hazırlıklar


Bugün babamla birlikte Defne'nin bebek arabasını almaya gittik. Aslında geçen hafta almıştık ama istediğimiz rengi olmadığından İstenbul'dan gelmesini bekliyorduk. Bugün geldiğini haber verdiler biz de teslim almaya gittik. Artık benim kızımında bir Quinny Zapp'ı var. Büyük araştırmalar sonucu en hafif ve katlandığında en küçük olan bebek arabası olduğu için hem de anakucağı ile birlikte kullanılabildiğinden bu arabayı tercih ettik. Kullanan arkadaşlarımız da memnun olduklarını söyledikleri için içimiz rahat bir şekilde aldık.

Gitmişken dayanamadık daha önceden beğendiğim bir güneş gözlüğü vardı onu da aldık. Şimdiden çok süslü bir kız oldu :))) Bir an önce doğsa da hem kıyafetlerini hem de aksesuarlarını üzerinde görsek artık diyorum. Meraktan çatlayacağım :)

Babasının Kopyası



Defne'nin son hali işte böyle. Aramıza katılmasına çok az bir zaman kaldı. Yüz hatlarından da görüldüğü üzere kendisi babasının kopyası. Kayıt çok kısa mağlesef ama babasına ne kadar benzediğini anlamak için yeterli :)))

Şunlara Bir Bakın :)

Defne'nin gardırobuda hazir. Renk renk çeşit çeşit elbiseleri, bir
birinden güzel ayakkabıları var. Hepsi gerçekten çok güzel ama hepsi
Defne'nin üzerinde ve tombul ayaklarında çok daha güzel gürünecekler eminim.
Burada hepsinin tek tek fotoğrafını çekip göstermem imkansız ama en favori yazlık ayakkabılarından ve sandaletlerinden bir kaçını paylaşmadan edemedim :)))) Gerçekten de çok sevimli değiller mi?

Defne'nin Odası

Küçük kızımın kendi gibi küçük odasından bir kaç kareyi paylaşıyım istedim. Artık Defne hanımın herseyleri hazır. Artık odasındaki tek eksik kendisi. Yakında O'da geldiğinde hiç bir eksik kalmayacak ve herşey tastamam olacak. Umarım O'nun için beğendiklerimizi sever. Sade ve sevimli oldu.

Defne'nin Fotoğrafı



Artık Defne'nin albümü oluşmaya başladı. Küçük kızımızın artık fotoğrafları var. Ultrasonlara gitmeyi iple çekiyorum her seferinde kızımı görebilmem için fırsatım oluyor. Bir diğer muayeneye kadar onu özlüyorum. Görmek için sabırsızlıkla bekliyorum. Onu her görüşümde mutluluktan için ısınıyor.

Defne'nin Anlamları

26 Ocak 2009 tarihi itibariyle kızımızın adına karar verdik.
Kızımıza koyduğumuz isim çok eski tarihlere dayanıyor. Yunan mitolojisinde de bulmak mümkün. Zeus'un oğlu, yaratıcılık ve sanat tanrısı Apollo'nun aşık olduğu peri kızının ismi. Aynı zamanda iktidar, galibiyet ve güç sembolü bu nedenle Roma Kralı Sezar Defne yapraklarından yapılmış bir taç takıyordu. Olimpiyat oyunlarında birincilerin başını süsleyen başarı sembolü Defne. Aynı zamanda yaz kış yeşil kalan, mis kokulu yaprakları olan, güneş vurunca altındanmış gibi ışıltılar saçan bir Akdeniz ağacı Defne. Kızımıza bir birinden güzel anlamları olan bu ismi koymaya karar verdik. Ama artık bizim için bu ismin tüm anlamlarından daha özel bir anlamı var. O da bizim bir tanecik kızımızın ismi olması.

Aralık Ayının Müjdesi

20 Aralık 2008
İşte bu sihirli dolu günde minik bebeğimizin bir prenses olduğunu öğrendik. Havalara uçtum sevinçten. Küçük bir prenses ailemize katılacak haberi ayaklarımızı yerden kesti. Cinsiyetini öğrenir öğrenmez onu hayal etmeye başladık. Aynı zamanda artık yeni bir gündem maddesi belirdi önümüzde; isminin ne olacağı konusu.
İnternetteki bebek isimleri sayfaları, dergilerin verdiği bebek isim rehberleri ve daha birçok farklı kaynaktan isimleri gözden geçirmeye başladık. Beğendiklerimizi ve ailenin favorilerini bir liste haline getirmeye başladık. Her öneriyi değerlendiriyoruz bakalım prensesimizin adı ne olacak.

Ekim Ayının Sürprizleri

11 Ekim 2008
Bu tarih benim icin cok önemli bir tarih çünkü bugün itibariyle artık hayatımın bundan sonra asla aynı olmayacağını öğrendim. Bir kaç gündür süren telaş ve merak yerini tatlı bir heyecana bıraktı bugün. İçimde küçücük bir canlının var olduğunu ve büyüme başladığını öğrendim. Rahim içerisinde minicik bir kesede küçücük bir can.
25 Ekim 2008
Bu tarihte tekrar kontrole gittim ve ultrasona girdim. Bu tarihi de bizim için önemli kılan bir başka olay gerçekleşti. Minik bebeğimizin kalbinin attığını gördük. Ekranda mini minicik bir yıldız sanki yanıp sönüyordu, fonda güp güp diye sesini duyuyorduk. Bu mucizevi anı yaşadıktan sonra herşey daha bir başka daha bir özel oldu. Onun kalbinin içimde attığını bilince, benim kalbimde artık onun için atmaya başladı.

Peches Flambe

2002 yılının Mayıs ayı. Hava serin, yağmur atıştırıyor. Sıradan bir Seattle günü. Yemeğe çıkmaya karar verdik. Eastlake Ave. üzerinde küçük bir İtalyan restoranı vardır adı Pomodoro. Yaklaşık 8-10 masalık bir restoran, son derece romantik. İki en fazla dört kişilik masaların üzerlerinde renkli mumlar vardır. İçeri girer girmez nefis kokular insanın iştahını açar. Cam kenarındaki masalardan ortadakine oturduk. Deniz mahsüllü makarna sipariş ettik. Kırmızı şarap sohbetimizi koyulaştırdı. Yemek bitince biraz dinlendik sonra zaten iki kişilik olarak gelen Peches Flambe (Şetalilerin üzerine kahve rengi şeker dökülüp sonra üzerine rom eklenip kısa süre ateşe verilerek hazırlanan bir tatlı_kısaca ateşe verilmiş şeftali tatlısı diyebiliriz) ısmarladık. 
Tatlıyı şef gelip masanın yanında hazırlıyor. Tatlıyı ateşe verdiği an mum ışığı ile aydınlanan masalar bir an için daha canlı görünüyor. Hazırlanırken heyecanlanıp sonra tadına bakınca insan yanında servis edilen French Vanilla dondurması gibi eriyip gidiyor. 
O gece şarhoş oldum ama yemeğin lezzetinden, şarap çarptığından veya  tatlının damağımda bıraktığı taddan değil. Büyük ihtimalle aldığım tekliften. O gece yemekten sonra yüzüklerin en güzelini parmağıma takmayı kabul ettim. O serin yağmurlu Seattle gecesinden 2 yıl 4 ay sonra ılık bir Eylül gününde Ankara'da evlendim. 
5 yıl 6 ay sonra ise dünyanın en güzel kızını kucağıma aldım. O kızın adı Defne.