Bu ciddi bakışlar, yatmayan diken diken saçlar, sorgulayan gözler, çenesini ovuşturan eller, düşünceli tavırlar... İki aylık haliyle filozof gibi. Oturup ana kucağından beni süzüyor. Acaba hamileyken çok mu ders çalıştım, çok mu kitap okudum, yoksa bu son katıldığım seminerlerin yan etkisi mi? Belki de babasının genleri? Ne düşünüyor çok merak ediyorum.
Filozof
Bu ciddi bakışlar, yatmayan diken diken saçlar, sorgulayan gözler, çenesini ovuşturan eller, düşünceli tavırlar... İki aylık haliyle filozof gibi. Oturup ana kucağından beni süzüyor. Acaba hamileyken çok mu ders çalıştım, çok mu kitap okudum, yoksa bu son katıldığım seminerlerin yan etkisi mi? Belki de babasının genleri? Ne düşünüyor çok merak ediyorum.
Masaj Keyfi
Hergün banyo keyfi yapıyor Defne Hanım. Banyo sonrası kremlenirken yaptığım masaja bayılıyor. Kollarını bacaklarını uzatıyor, ben kremledikçe gerine gerine şekilden şekile giriyor. Kedi gibi mırıldanıyor, gülücükler yüzünden eksik olmuyor. Ne zaman masaj bitip giyiniyor, işte o zaman biraz keyfi kaçıyor. Neden daha çok yapmıyorum diye, sitem ederek bakıyor.
Emzik
Yeni bir huyumuz türedi. Önce emziği atıyoruz, sonra yandan uzanıp biraz yalıyoruz, daha sonra yakalayıp tekrar emmek istiyoruz ama yakalayamadığında sinirleniyor çığlıklar atıyoruz. Sanki çığlık atınca emzik gelecek :) Biraz bekleyip emziği vermezsem, pes edip tekrar yalamaya başlıyor. Dondurma yer gibi... Çok komik bir kız oldu bu çoook :)))
Gülücük
Bir Başka Sohbet
Sabah sohbetlerimizden kayıta aldıklarımı yüklüyorum sürekli. Ama doyum olmuyor bu sohbetlerimize. Öyle tatlı ki uyandığında, paylaşmadan edemiyorum...
Konusmaya Çalışıyorum
Konuşma antremanlarına başladı Defne Hanım. Çok erken diyeceksiniz biliyorum. Ancak izleyince sizde bana hak vereceksiniz. Konuşmanın ilk aşaması olan ses denemeleri yapıyor. Ama bu sesleri gelişi güzel değil de, sanki karşılıklı bir sohbet içerisindeymiş gibi çıkartıyor. Örneğin ben bir şeyler söylüyorum sonra ben susunca O başlıyor. Kendince bana cevap veriyor :))) Sabahları uyandığında uzun uzun sohbet ediyoruz. Çığlık atar gibi yüksek sesler çıkarttığında ise, bir an duruyor sonra utanıp mahçup mahçup gülümsüyor. İşte o zamanlar ısırmadan durmak çok zor oluyor :)
Minik Kedi
Defne Datça'da etrafını daha dikkatli incelemeye başladı. Bol miktarda bulunan kedicikleri de fark etti. Ama aslında O'da küçük bir kedicik. Yavru kediler gibi gerinip, mırıldanarak karnını doyurup onlardan bir farkı olmadığını ortaya koyuyor. Bugün her zamankinden daha fazla minik bir kedicik oldu. Çünkü en sevdiğim kedili kıyafetini giydi. Kendisi de bu tombul kediler gibi minik tombul bir kedicik.
Anneanne Çok Komiksin
Anneannem beni çok güldürüyor. Karşıma geçip komiklikler yapıyor. Çok hoşuma gidiyor. Önce merakla izliyorum ama sonunda dayanamayıp çok gülüyorum. Sen çok yaşa anneanne hep güldür beni böyle. Bayılıyorum sana :)
Aşı ve Ateş
Defne geçen Salı aşı oldu. 5'li karma, pnömokok ve verem aşısı oldu. İki bacağı ve sol kolunda aşı yerleri kızarmış ve gözlerinde yaşlar sağlık ocağından çıktık. Biraz ağladı ama şaşkınlıktan ve ne olduğunu çalıştığı için daha çok derin derin iç çekmekle yetindi. Akşama ateşi çıktı; 37.5. Hem canı yanmış hem de ateş'ten sıcak basmış olarak sıkıntılı bir gece geçirdi. Uzun uzun söylenerek yattığı yerden bana manalı manalı baktı. Ateşi düşsün diye içtiği yarım ölçek Calpol etki edince rahat bir uykuya daldı. Sabah olduğunda yaşına ve bünyesine ağır gelen onca badire atlatmasına rağmen kuzu kızım yine de çok sevimliydi.
Tenten
Çok Keyifliyim
Sabah uyandıktan sonra, karnı da doydumu Defne'nin keyfine diyecek yok. Gülücükler dağıtıyor, sabah sporunu yapıyor (yani ellerini, kollarını, bacaklarını ve ayaklarını her yöne hızlı hızlı ve heyecanlı bir şekilde hareket ettiriyor), etrafı inceliyor...
Ama siz bir de açken ve uykuya dalmaya çalışırken görün. Asabiyet dorukta, kaşlar çatılmış, alt dudak bükülmüş olarak başlıyor söylenmeye. Eğer dayanabileceğinden biraz daha uzun sürerse (1 en fazla 2 dakika sonra) beklentilerinin karşılanması, bu sefer küçük çığlıklar atmaya başlıyor. Hemen ardından da kocaman bir sesle ağlıyor. Aralarda durup bakınıyor büyük bir sinirle "duymuyor musunuz beni" dercesine. Hele çenesi titremiyor mu... Çok sinirleniyor çok.
O sinirleniyor, ağlıyor, bazense çaresizlik içinde bakınıyor peki ya ben? Ben çok üzülüyorum O kızdığında. Hiç kıyamıyorum. Hemen ne istiyorsa yerine getirmeye çabalıyorum. Ama daha bilmiyor sabretmeyi ve öğrenmedi beklemeyi. Belki de her acıktığında Onu doyuracak, her ağladığında koşup Ona yardım edecek, Onun isteklerini karşılamak için deli divane olacak birilerinin sürekli etrafında olduğunu unutuyor.
Neyse ki karnı doyunca hemen rahatlıyor.
Güzel Bir Buluşma
Defne'nin Norveç'ten büyük amcası ve yengesi ile kuzenleri de Datça'dalar. Dün Defne ilk defa onlarla tanıştı. O kadar keyifliydi ki görmeye değerdi. Hepsinin sırayla kucaklarının uzun uzun tadını çıkarttı. Bu sevgi dolu, çok rahat ve içini ısıtan kucakların sahiplerini unutmamak istercesine onları dikkatle inceledi ve tüm ayrıntıları aklına yazdı. Tekrar bir araya geldiklerinde hepsini çok net hatırlayacağına eminim.
Defne Tatilde
İşte ilk tatiline çıktı bizim Çakır Hanım. Uçak yolculuğunu hiç yadırgamadı. Sadece inişte çok ciddi bakışlarla kemerine iyice tutunup etrafı süzdü. Uçağın tekerleri yere değipte fren yapmaya başladıktan sonra ise, hiç hareket etmeden öylece bekledi sanki hareket etse uçak duramayacakmışcasına :) Datça'ya vardıktan sonra rahatladı. Sıcak olduğundan sıkılır diye endişe ediyordum ama keyfi pek yerinde. Uzun uzun uykular uyuyor. Hatta dün gece karnını doyurması için O'nu uzun uğraşlarımıza rağmen uyandıramayınca pes ettik ve kendisinin uyanıp mama istemesini beklemeye karar verdik. İyi tatiller Defne. Umarım ilk tatilin çok keyifli geçer.
Çakır Hanım
Defne geçenlerde rutin kontrolleri için doktoruna gitti. Kapıdan girerken Doktoru O'na "Çakır Hanım ne haber?" diye seslenince çok şaşırdım. Sanırım Defne'nin gözlerinin mavi renk olarak kalacağını düşünüyor diye içimden geçirdim. Sonra eve gelip annemlere anlattım. Meğerse griye çalan mavi renk gözlere çakır denilirmiş. Doktorunun koyduğu takma isim kızıma çok yakıştı. Artık bizde aramızda O'na Çakır Hanım diyoruz. Söyledikçe daha çok hoşumuza gidiyor. Sanki arasıra çatılan kaşlarına, ciddi bakışlarına pek uygun bu isim. Çakır Hanım çok tatlısın :)
Defne Tatil Hazırlığı Yapıyor
Cuma günü tatile çıkacağı için bavulunu hazırladı ve önden yolladı ihtiyaçlarını. İlk tatili olacak Defne'nin. Hepimiz çok heyecanlıyız. Bugün doktora gidip son bir kontrolden geçtik. Herşey yolunda, yolculuk için hiç bir manimiz yok.
Gider gitmez şöyle deniz kenarında, mayosu ve güneş gözlükleri ile bir fotoğraf çektirir herhalde :)))
1 Haziran 2009
Defne Hanım planlı doğum tarihi olan 4 Haziran'ı bekleyemedi ve erken doğmaya karar verdi. 1 Haziran günü sabah saat 10:40'da aramıza katıldı. Biraz sabırsız olduğunu ben zaten içerdeki hareketlerinden sezmiştim ama konduramamıştım. Doğum sonrası telaşı, heyecanı ve alışma süreci nedeniyle daha önce fırsat bulup fotoğraf yükleyemedim. Ama artık biraz daha kendimize geldik ve nihayet işte Defne kızımızın ilk fotoğrafları...
Oyuncaklarım Çoook Komik
Oyuncaklarıma çok gülüyorum. Hepsi komik ama en çok, tupturuncu ördeğim komik. Ne zaman uyansam kendisini bana bakıyor buluyorum. Minik gözlerini dikmiş bana bakıyor. Sonra bazen annem onu, benimle konuşturuyor. Ne dediğini anlamıyorum ama komik birşeyler diyor mutlaka. Çoğu zaman gerçekten komik olduğundan ama bazende ayıp olmasın diye gülüyorum. Acaba ayıp olmasın diye güldüğüm anlaşılıyor mudur? Anlaşılsa bile annem bana kızmaz ki, çünkü beni çok ama çok seviyor.
Beni görmek için blog'umu ziyaret eden herkese kucak dolusu sevgiler, Defne.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)