Çok Yaşa

Oyuncaklarım Çoook Komik






Oyuncaklarıma çok gülüyorum. Hepsi komik ama en çok, tupturuncu ördeğim komik. Ne zaman uyansam kendisini bana bakıyor buluyorum. Minik gözlerini dikmiş bana bakıyor. Sonra bazen annem onu, benimle konuşturuyor. Ne dediğini anlamıyorum ama komik birşeyler diyor mutlaka. Çoğu zaman gerçekten komik olduğundan ama bazende ayıp olmasın diye gülüyorum. Acaba ayıp olmasın diye güldüğüm anlaşılıyor mudur? Anlaşılsa bile annem bana kızmaz ki, çünkü beni çok ama çok seviyor.
Beni görmek için blog'umu ziyaret eden herkese kucak dolusu sevgiler, Defne.

Oyun Köşesi



İşte Defne’nin oyun köşesi. Canı sıkıldığında oyun köşesine uzanıyor ve mavi kulaklı fili, kocaman ayaklı kuşu, şaşkın bakışlı eşeği, komik yeleleri olan aslanı izliyor. Bu sıra fonda bebek melodisi çalıyor. Ara sıra gözü hemen kenarda uçuşan kelebeğe takılıyor. Bir de zaman zaman kelebek kadar iri bir uğur böceği dikkatini çekiyor. Elini uzattığında ise bir tarafı ayna olan bir papatyayı yakalıyor. Ayağını yeteri kadar uzatabildiğinde bir tekmesi ile havada gezinen bu arkadaşlarının daha hızlı hareket edebilmelerini sağlıyor. Şaşırıyor, gülüyor, merakla izliyor. Uzun uzun seyrederken göz kapakları ağırlaşıyor, sonra onlarla yeşil çimenler üzerinde koşuşturduğu bir rüyaya dalıyor. Yüzündeki tebessümden çok eğlendiği anlaşılıyor.

Minik Ayaklar için Minik Çözüm



Minik ayaklarımıza bütün ayakkabıların büyük gelmesi probleminden, Defne'nin 40'ını çıkarttığımızı anlattığım yazıda değinmiştim. Buna fotoğrafta gördüğünüz gibi bir çözüm bulunmuş durumda... Ayakkabı görünümlü çoraplar :))) Evet bu muhteşem icat sayesinde artık Defne ayaklarına büyük gelen ayakkabılardan dolayı sıkıntı çekmiyor, onun yerine ayakkabı görünümlü çoraplarını giyip keyfine bakıyor.
Nasıl olsa yakın zamanda ayakları büyüyecek ve bir birinden şık ve güzel ayakkabılarını giymeye başlayabilecek :)

Melek


Böyle melekler gibi uyuduğunda O'nu seyretmeye doyamıyorum. Son derece huzurlu ve mutlu. Kuzu mu kuzu... Birazdan banyo yapacak Defne Hanım. Sonra da karnını doyuracağım. Dilerim bu gece de böyle huzurlu bir şekilde uyur. Güzel bir uykudan sonra tadından yenmiyor, gülücükler dağıtıyor.

Sihirli mi Sihirli Emzik




Emzik, bazılarının değimiyle yalancı meme nasıl sihirli anlatamam. Defne'nin en asabının bozulduğu, en sinirli olduğu, kıyametleri kopardığı anda kendisine ikram ettiğimiz emzik ile birlikte herşey bitiyor. Birden bire Defne büyük bir sükunet içersinde önemli bir iş yapıyor edasıyla emmeye başlıyor. Dünyayı unutuyor. Eğer karnı çok aç değilse ve ciddi bir rahatsızlığı yoksa sihirli emzik hepimize bir OH! dedirtiyor. İşte tam da bu nedenle, bu sihirli unsuru kıymetli bir koz olarak saklıyor, en ihtiyaç duyduğumuzda kendisine sunuyoruz :)İşte emzik ile bazı buluşmalardan sahneler...

Kısa Bir Söyleşi

Defne Kırkbir Günlük Oldu



Defne'nin bugün 40'ı çıktı. Bu 40 günün hikmeti nedir? Tarihte neye dayanır merak ettim doğrusu? Babam araştırmış, 40 günün önemi Sümerlere kadar gitmekteymiş. Ancak tam olarak 40 günün ne gibi bir özelliği olduğunu anlayamadım doğrusu. Tek anlayabildiğim Sümerlerin astronomide çok ileri oldukları ve 40 günün Venüs gezegeninin hareketleri ile ilgisi olduğu.

Sonuçta 40 günde Defne büyüdü daha bir kendini buldu, ifadesi olgunlaştı ve gülücükleri ile bizimle iletişim kurmaya başladı. Biz de bugünün şerefine kendimizce bazı hazırlıklar yaptık. Defne'yi Babannesinin organize ettiği bir törenle yıkadık. Sonra üzerine büyük gelmeyen en cici kıyafetini giydirdik ve büyük annanesi, büyük teyzesi, kuzeni Ateş ile birlikte kutlamamızı yaptık, fotoğraflar çektik. İşte bu fotoğrafların bazıları... Ancak en küçük ayakkabımız hala biraz ayağımıza büyük geliyor :(

Bu arada Defne'nin üzerinde gördüğünüz kıyafetin cepleri var. Elini cebine soktum ne yapacak diye. Sonra karıştırmaya başladı sanki birşeyler arar gibi. Çok komikti görmeliydiniz. Sadece fotoğraf çekebildim keşke kameraya alabilseydim. Görülmeye değerdi doğrusu.
Yüz ifadesi "O ooo nereye koymuştum anahtarımı?" diyormuş gibi :)))

Gece ve Gündüz



İşte Defne'nin gece ve gündüz halleri. Gündüzleri ciddi ve meraklı, geceleri ise uykulu ve sevimli. Gerçi bu ifadelerim zamanında uyuduğu durumlar için geçerli. Yoksa kendisinin asabi halleride mevcut ama o hallerini burada sergilemek istemiyorum.
Ne zaman asabi olsa kendisini çok sevdiği ana kucağına yatırıyoruz ve çok derin bir uykuya dalıyor. Neyse ki ana kucağı var :)))

İlk Arkadaş


Defne'nin bir sürü arkadaşı var ama henüz onlarla iletişim kurmaya başlamadı. Hala etrafındakilerle iletişime geçmek için çok küçük. Ancak arkadaşlarından biri var ki onu çok sevdi. İşte Defne'nin ilk arkadaşı. Ona sıkı sıkı sarıldı ve onu benimsedi. Onunla sohbet bile ediyor sanırım. Arasıra sanki birşeyler fısıldıyor :)))

Minik Ayaklar

Her bebeğin ayağı çok şeker ve tatlıdır. Minik ve pembe. Defne'ninkiler de işte tüm bebek ayakları gibi çok şeker. Yemek istiyorum. Öpmeye doyamıyorum. Hele küçücük parmakları nerdeyse öperken yutucam :) Çok komikler :)))

Defne'nin Hediyeleri


Babannesi Defne'nin ev kapısına O'nun eve geldiğinin sembolü olarak kapı süsü hazırladı. Çok güzel oldu. Ellerine sağlık Babannemiz. Çok zarif ve hoş oldu. Çok beğendik, bu nedenle sanırım uzun bir süre çıkartmayacağız.

Defne'ye çeşit çeşit hediyeler gelmeye başladı. Hepsi birbirinden güzel ve hepsi mükemmel. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Ama aralarında bazıları var ki espirili ve orjinal. Mesela Ayşen Ablasının hediyesi. Bir tek taş yüzük ama tam Defne'nin minicik ellerine göre. Kolye olarak taşıması için aslında ama şimdi tam parmağına olduğundan hemen takıp fotoğrafını çektik. Çok yakıştı micik ellerine :)

Bir başka tatlımı tatlı hediye de Betsi Teyzesi ile Kemal Amcasından geldi. Defne yazılı ve bebek arabası, bebek giysileri ve biberon şekillerinde lezzetlimi lezzetli kurabiyeler. Ayrıca tüm diğer hediyeler için Defne ve biz çok teşekkür ediyoruz.

Büyüyorum



Daha doğalı 6 gün oldu ama Defne hızla büyüyor. Her gün yeni birşey yapıyor ve bizi heyecanlandırıyor. İlk başta gözlerini bir türlü açamıyordu. Doğum sırasında bir miktar ödem oluyormuş. Ama şimdi yavaş yavaş ödemi dağılıyor ve gözlerini açmaya başladı. Böylece güzel gözlerini görme fırsatımız oldu.

Son 3 Gün

Artık geri sayım fena halde hızlandı. Geriye kaldı 3 gün. Heyecan dorukta. Artık son son son hazırlıklar içerisindeyiz. Hep birlikte bekliyoruz Defne'yi. Bir taraftan da teşımız arttı. Sanırım artık 9 aylık uzun bekleyişin ardından sabrım iyice azaldı. Gün içinde yapacak, oyalanacak bir sürü iş oluyor ama geceleri kendimle daha doğrusu kızımla başbaşa kalınca, başlıyorum O'nu düşünmeye. Düşündükçe heyecanım daha da artıyor. Ne tatlı bir heyecan ne tatlı bir bekleyiş anlatamam. Sanal alemde ulaşabildiğim her kaynağı sonuna dek sömürdüm ve yeni doğan bakımı, neler yapılması gerektiği konularında öyle çok şey öğrendimki kendimi tam donanımlı hissediyorum. Hatta konuya ilişkin 3 kitap okudum ve çeşitli anne-bebek dergilerini de takip ettim. Bütün mesele bu bildiklerimi, öğrendiklerimi acaba Defne ile karşılaştığım o büyülü anda hatırlayabilecek miyim? Umarım hatırlarım.

Son 7 Gün

Heyecanlı bekleyiş hergün biraz daha heyecanlı hale geliyor. Geri sayıp tüm hızıyla devam ediyor. Başlıktan da anlaşıldığı gibi geriye kaldı 7 gün. Defne'ye kavuşacağım o anı hayal edip duruyorum. Kafamda binlerce soru var ve sürekli yenileri ekleniyor. Herşey yolunda gidecek mi? İlk gördüğümde ne hissedeceğim? Gazlı bir bebek mi olacak? Ve daha bir çok bu eksende dönen sorular kafamın içerisinde fırıldak gibi. Bir hafta sonra bu soruların en azından bir kısmının cevabını öğrenmiş olacağım. Giderek sabrım tükeniyor gel artık kuzucuk...

Göbek

İşte Defne hanım doğuma kadar burada ikamet ediyor. Öncesi ve sonrası fotoğraflarımı görüyorsunuz. İlk fotoğraf sekiz aylık göbeğim. İkincisi ise 2 gün önce çekildi. Yani 9 ayı doldurduğum şu günlere ait bir fotoğraf.
Neredeyse patlamak üzere görünüyorum. Bir tekerleme vardır ya; çatlak patlak, yusyuvarlak... İşte tam olarak beni tarif ediyor gibi... Her gün daha fazla büyüyemez göbeğim artık nihayet tepe noktasına ulaştı diyorum. Sonra ertesi gün uyandığımda bir de bakıyorum ki daha da büyümüş :)

Prag Hediyeleri

Dün Defne'nin annanesi Prag'dan geldi. Gelirken O'na her zamanki gibi ciciler getirmiş. Şimdiden gardırobu dolup taştığı için aslında artık birşey almasın diye tembihlemiştim ama dayanamamış. Dayanamamakta da haklı olduğunu getirdiklerini görünce anladım ve O'na hak verdim doğrusu. Sizin de hak vereceğinize eminim.

Nasıl oluyor da bu kadar sevimli ve güzel şeyler yapabiliyorlar bazen aklım almıyor bazen. Şeker gibiler. Sanırım Defne bunları giydiğinde dayanamayıp O'nu ısıracağım. Annanemizin hediyelerinin bir kısmı Defne büyüdüğünde giyeceği ölçülerde. Daha yeni doğduğunda giyeceklerinden hevesimi alamadan büyüdüğünde giyeceklerine sıra gelecek onlardan hevesimi alamadan daha da büyüyecek. Anlaşılan her gün defalarca üstünü değiştirip, olabildiğince hepsini giydirmeye çalışacağım.

Çikolata

Adettendir, doğuma gelenlere çikolata, badem şekeri ve loğusa şerbeti ikram edilir. Kızımın doğum günü tarihi belli olunca annanesi ile düşündük herşeyi o gün kargaşada halledemeyiz, en iyisi çikolataları hazırlatalım da aradan çıksınlar dedik. Hemen Ankara'nın meşhur pastanelerinden birine gittik ve en güzel çikolataları, şekerleri seçtik. Ama seçmek pekte kolay olmadı çünkü birçok seçenek vardı. Biberon şeklinde plastik küçük şişelerde badem şekerleri, patik şeklinde keselerde çikolatalar, üzerinden kız bebek resmi olan badem şekerleri, çeşitli bebek bibloları ile süslenmiş çikolatalar, tül keseler içinde şekerler ve daha neler neler. Aslında hepsi bir birinden güzeldi ama bize en güzel görünenlerden karışık almanın daha uygun olacağını düşündük.


Sadece çikolata ve şekerler de değil bir de nasıl ikram edileceği konusunda alternatifler söz konusuydu. Bu amaçla çeşit çeşit kutular ve sepetler hazırlamışlar. Evde ikram edeceklerimizi kendi servis tabaklarımızda yapacağımızdan sadece hastaneye götürmek üzere bir sepet almaya karar verdik. Bunun için de, bebek arabası şeklinde yapılmış olan sepeti seçtik. Hepsi birbirinden güzel ve iştah açıcı görünüyor. Kendimi hepsinin tadına bakmamak için zor tutuyorum :)

Doğum Günü

Nihayet pamuk prensesimizin doğum günü tarihi belli oldu. Kendisi bir sürpriz yapıp erken gelmez ise, 4 Haziran 2009 tarihinde dünyaya gelecek ve aramıza katılacak. Yani sadece 9 gün kaldı. Artık geri saymaya başladık. Heyecanlı bekleyiş şimdi her zamankinden daha da heyecanlı. Defne'ye kavuşmak için sabırsızlanıyorum.

Defne'nin Battaniyesi

Daha henüz Defne'nin cinsiyetini bilmiyorduk. Annemle birlikte bir battaniye örelim diye düşündük. Her ikimizin de çok vakti olmadığından, Defne'ye hatıra kalacak bu battaniye'yi ortaklaşa örmeye karar verdik. Cinsiyetini daha o zaman bilmediğimizden bir birbiri ile uyumlu bir çok renk seçtik, küçük kareler örmeye ve biriktirmeye başladık. Yeterli miktarda küçük renkli kareler elde edince onları birleştirdik. Biz bu işleri halledene kadar baya zaman geçti ve Defne'nin cinsiyeti de ismi de belli oldu. Bunun üzerine etrafının çerçevesinin pembe olmasının uygun olacağını düşündük. Defne'nin annanesi battaniyenin etrafına tığ ile pembe bir çerçeve geçirdi. Arkasını ise O'nu rahatsız etmesin diye yumaşak bir kumaşla kapladık. Son olarak rastgele yerlerden tül kurdeleler ile süsledik. İşte battaniyemiz bitti. Şimdi Defne'yi sarmalamak için hazır bir şekilde bekliyor. Tıpkı benim gibi.