Anne Güldürme Beni



Defne güler yüzlü bir kız. Çok uğraşmama gerek kalmıyor. Sadece şaşırdım yüz ifadesi yapmam bile O'nu güldürmek için yeterli oluyor. En çok yüzümü saklayıp "neredeyim nerede?" dedikten sonra yüzümü açıp "işte burada" demem güldürüyor. Bir de ayaklarını yüzüme vurup "ay dur yapma" demem. Garip sesler çıkardığında ise "O da ne? Ay ne oldu?" şeklinde tepkiler vermemi de komik buluyor. Klasik bebek oyunlarından; göbeğine üfleyerek ses çıkartmam, saklanıp "ce eee" yapmam, yanaklarımı şişirip parmaklarımla balon patlatır gibi patlatmam da O'nu her bebek gibi çok eğlendiriyor.

Kamera Görünce Gülümsüyor

Komik Bir Kız Oldum






Öyle komiğim ki annemi güldürüp duruyorum. Çok komiğim çok...

Çoook Teşekkürler



Sevgili Ayşegül Teyze ellerine sağlık. Ne kadar güzel bir patchwork bu böyle. Öyle sevdik ki anlatılmaz. Ben çok beğendim ama en çok Defne beğendi. Uzun uzun renkleri ve şekilleri izliyor anlamaya çalışıyor. Defne muhteşem hediyesini seyrederken ben de iş yapacak zaman kazanmış oluyorum :) Bunun için ayrıca teşekkür etmek istiyorum Ayşegül Teyze'ye. Tekrar ellerine, yüreğine sağlık. Hayat boyu saklanacak, zaman geçtikçe kıymeti artacak bu emek yüklü hediyeyi şimdi kullanacak sonra da tablo gibi duvara asıp sergileyeceğiz :)

Datça'ya Veda Yemeği


Uzun zamandır yazamadım. Tatilden döndükten sonra yeni düzene tekrar alışmak Defne için biraz zor oldu. Ama şimdi nihayet alıştı diyebilirim. Malum Datça'da hergün uzun uzun geziyordu, sürekli bir sürü insan görüyordu, hepsi O'nunla ilgileniyordu. Oysa Ankara'ya dönünce birden bire çok yanlız kaldık. Günde sadece bir iki saatliğine dışarı çakabildik. Bu durumu Defne bir miktar protesto etti ama eli mahkum artık alıştı. Zaten havalar soğuyunca gezmeler biraz daha azalacak o nedenle alışması iyi oldu.
Datça'da son günümüzde her gece olduğu gibi dışarıda yemek yedik. Aile arasında bir veda yemeği. Deniz kokusunu bol bol içimize çektik, seneye kadar hafızamıza kazıdık. Datça'yı, kekik ve deniz kokusunu, buzlu badem yemeyi, bebe plajında kahvaltı etmeyi, limanda akşam yemeklerini ama en çok Karaköy'deki evimizin güzelim manzarasına karşı sohbet etmeyi özleyeceğiz. Hoşçakal Datça seneye görüşmek üzere.

Gezmeyi Çok Seviyorum





Gezmeyi çok seviyor bizim kız. Daha evden çıkma hazırlıklarına başlar başlamaz heyecanlanmaya başlıyor. Dikkatle nasıl hazırlandığımı seyrediyor. Sabırla bekliyor. Tam kapıdan çıkıp arabaya yerleşiyoruz işte o zaman gezmeye gittiği kesinleşiyor ya, keyfine diyecek yok. Arabada bana gülücükler dağıtıyor.
Datça'da gitmediği yer kalmadı. Gündüzleri genelde güneş ve sıcaktan kaçtığımız için evde vakit geçiriyor ama geceleri hep dışarda :) Yine de denize girmeye gitti bizimki. Akşam yemeklerini genellikle dışarda yiyoruz. Gittiğimiz her yerde tüm masalardan iltifatlar alıyor. Genellikle ilk tepki "ne kadar da küçük" oluyor. "Şimdiden gezmeye başlamış" diyenler de çıkıyor. Ama en çok "ne çirkin kız" diyorlar. Bu Datça'da yaygın bir tepki. Nazar değmesini istemediklerinden güzel veya tatlı gibi olumlu ifadeler kullanmazlar. Ama tuhaf bir dialog oluyor gerçekten de. İnsanlar "ayyy ne çirkin bebek" diyor, biz ise "ay çok sağolun" diyerek teşekkür ediyoruz :))) Yemek başlayınca, genellikle masa başında kendi arabasında otururken Defne bizi izliyor. Sanki ciddi bir toplantı yönetiyor edasıyla genelde ciddi bir ifade ile herkese bakıyor. Ama göz göze geldiği anda gülmeyi ihmal etmiyor. Kibar bir kız.
Bu arada kuzeni Ateş, Defne'ye çok iyi bakıyor. O'nu arabası ile dolaştırıyor, ağladığında "ne oldu?" diye soruyor, arada ninni söylüyor ve uyandığında veya uyuduğunda hemen bana haber veriyor :) Teşekkürler kuzen Ateş!

Telefondayım


"Alo alooo! Kimsiniz? Kimi aramıştınız?" Şimdiden telefonla konuşuyor bizim kız. Her halde gerçek cümleler kurmaya başlar başlamaz O'nu oyuncak telefonlar kesmeyecek, bizden gerçek telefon isteyecek. Ama bu kadar erken olmaz ki :)))

Defne Denize Girdi








Dün Defne hayatında ilk defa denize girdi. Aslında tam girdi denilemez çünkü sadece ayaklarını soktu. Henüz çok küçük olduğundan ve kimi aşıları eksik olduğundan bu kadarına izni vardı. Ama yine de o tadına vardı. Sudan yansıyan ışıklara heyecanla baktı, hiç korkmadı, ayaklarını suyun içinde keyifle oynattı... Defne'nin ilk deniz macerasının böyle keyifli geçmesi beni de çok sevindirdi. Ne de olsa babası ile O'na aldığımız ilk hediye mayoydu. Üstelik herikimiz de yüzmeyi çok seviyoruz. Bu nedenle Defne'nin küçük bir deniz kızı gibi yüzmeyi çok sevmesini istiyoruz.

Banyo Keyfi




Datça'ya geldiğinden bu yana Derfne'nin banyo keyfi çok daha keyifli. Çünkü açık havada banyo yapmanın tadı bambaşka. Daha çok küçük olduğundan ve Datça'nın denizi çok soğuk olduğundan henüz deniz keyfi yapamıyor Defne. Bu nedenle kendisine tatil zevkine varsın diye açık havada banyo yaptırıyoruz. O'da doya doya tadına varıyor. Yüz ifadesinden de açıkça belli oluyor :)

Filozof



Bu ciddi bakışlar, yatmayan diken diken saçlar, sorgulayan gözler, çenesini ovuşturan eller, düşünceli tavırlar... İki aylık haliyle filozof gibi. Oturup ana kucağından beni süzüyor. Acaba hamileyken çok mu ders çalıştım, çok mu kitap okudum, yoksa bu son katıldığım seminerlerin yan etkisi mi? Belki de babasının genleri? Ne düşünüyor çok merak ediyorum.

Dondurma İstiyorum



Sanırım bu küçük hanımefendi benden dondurma istiyor :)

Masaj Keyfi



Hergün banyo keyfi yapıyor Defne Hanım. Banyo sonrası kremlenirken yaptığım masaja bayılıyor. Kollarını bacaklarını uzatıyor, ben kremledikçe gerine gerine şekilden şekile giriyor. Kedi gibi mırıldanıyor, gülücükler yüzünden eksik olmuyor. Ne zaman masaj bitip giyiniyor, işte o zaman biraz keyfi kaçıyor. Neden daha çok yapmıyorum diye, sitem ederek bakıyor.

Emzik



Yeni bir huyumuz türedi. Önce emziği atıyoruz, sonra yandan uzanıp biraz yalıyoruz, daha sonra yakalayıp tekrar emmek istiyoruz ama yakalayamadığında sinirleniyor çığlıklar atıyoruz. Sanki çığlık atınca emzik gelecek :) Biraz bekleyip emziği vermezsem, pes edip tekrar yalamaya başlıyor. Dondurma yer gibi... Çok komik bir kız oldu bu çoook :)))

Gülücük





Defne Hanım aslında çok ciddi bir karakter. Genellikle kaşlar çatık, gözler kısık... Son derece resmi. Bu nedenle O'nun gülen fotoğraflarını yakalamak büyük emek istiyor. Nihayet yakalamayı başardığım bu nadir gülücükler işte karşınızda.

Bir Başka Sohbet



Sabah sohbetlerimizden kayıta aldıklarımı yüklüyorum sürekli. Ama doyum olmuyor bu sohbetlerimize. Öyle tatlı ki uyandığında, paylaşmadan edemiyorum...

Konusmaya Çalışıyorum



Konuşma antremanlarına başladı Defne Hanım. Çok erken diyeceksiniz biliyorum. Ancak izleyince sizde bana hak vereceksiniz. Konuşmanın ilk aşaması olan ses denemeleri yapıyor. Ama bu sesleri gelişi güzel değil de, sanki karşılıklı bir sohbet içerisindeymiş gibi çıkartıyor. Örneğin ben bir şeyler söylüyorum sonra ben susunca O başlıyor. Kendince bana cevap veriyor :))) Sabahları uyandığında uzun uzun sohbet ediyoruz. Çığlık atar gibi yüksek sesler çıkarttığında ise, bir an duruyor sonra utanıp mahçup mahçup gülümsüyor. İşte o zamanlar ısırmadan durmak çok zor oluyor :)

Minik Kedi



Defne Datça'da etrafını daha dikkatli incelemeye başladı. Bol miktarda bulunan kedicikleri de fark etti. Ama aslında O'da küçük bir kedicik. Yavru kediler gibi gerinip, mırıldanarak karnını doyurup onlardan bir farkı olmadığını ortaya koyuyor. Bugün her zamankinden daha fazla minik bir kedicik oldu. Çünkü en sevdiğim kedili kıyafetini giydi. Kendisi de bu tombul kediler gibi minik tombul bir kedicik.

Anneanne Çok Komiksin



Anneannem beni çok güldürüyor. Karşıma geçip komiklikler yapıyor. Çok hoşuma gidiyor. Önce merakla izliyorum ama sonunda dayanamayıp çok gülüyorum. Sen çok yaşa anneanne hep güldür beni böyle. Bayılıyorum sana :)

Aşı ve Ateş



Defne geçen Salı aşı oldu. 5'li karma, pnömokok ve verem aşısı oldu. İki bacağı ve sol kolunda aşı yerleri kızarmış ve gözlerinde yaşlar sağlık ocağından çıktık. Biraz ağladı ama şaşkınlıktan ve ne olduğunu çalıştığı için daha çok derin derin iç çekmekle yetindi. Akşama ateşi çıktı; 37.5. Hem canı yanmış hem de ateş'ten sıcak basmış olarak sıkıntılı bir gece geçirdi. Uzun uzun söylenerek yattığı yerden bana manalı manalı baktı. Ateşi düşsün diye içtiği yarım ölçek Calpol etki edince rahat bir uykuya daldı. Sabah olduğunda yaşına ve bünyesine ağır gelen onca badire atlatmasına rağmen kuzu kızım yine de çok sevimliydi.

Tenten



Datca'ya geldiğimizden beri nedendir bilinmez Defne'nin saçları havaya dikildi. Belki nemden, belki de sıcakta terlediğinden. Ama sebep ne olursa olsun çok komik oldu. Tıpkı çizgi film karakteri gibi. Böylece yeni bir takma ismi oldu kizimin; Tenten !

Çok Keyifliyim



Sabah uyandıktan sonra, karnı da doydumu Defne'nin keyfine diyecek yok. Gülücükler dağıtıyor, sabah sporunu yapıyor (yani ellerini, kollarını, bacaklarını ve ayaklarını her yöne hızlı hızlı ve heyecanlı bir şekilde hareket ettiriyor), etrafı inceliyor...
Ama siz bir de açken ve uykuya dalmaya çalışırken görün. Asabiyet dorukta, kaşlar çatılmış, alt dudak bükülmüş olarak başlıyor söylenmeye. Eğer dayanabileceğinden biraz daha uzun sürerse (1 en fazla 2 dakika sonra) beklentilerinin karşılanması, bu sefer küçük çığlıklar atmaya başlıyor. Hemen ardından da kocaman bir sesle ağlıyor. Aralarda durup bakınıyor büyük bir sinirle "duymuyor musunuz beni" dercesine. Hele çenesi titremiyor mu... Çok sinirleniyor çok.
O sinirleniyor, ağlıyor, bazense çaresizlik içinde bakınıyor peki ya ben? Ben çok üzülüyorum O kızdığında. Hiç kıyamıyorum. Hemen ne istiyorsa yerine getirmeye çabalıyorum. Ama daha bilmiyor sabretmeyi ve öğrenmedi beklemeyi. Belki de her acıktığında Onu doyuracak, her ağladığında koşup Ona yardım edecek, Onun isteklerini karşılamak için deli divane olacak birilerinin sürekli etrafında olduğunu unutuyor.
Neyse ki karnı doyunca hemen rahatlıyor.

Güzel Bir Buluşma


Defne'nin Norveç'ten büyük amcası ve yengesi ile kuzenleri de Datça'dalar. Dün Defne ilk defa onlarla tanıştı. O kadar keyifliydi ki görmeye değerdi. Hepsinin sırayla kucaklarının uzun uzun tadını çıkarttı. Bu sevgi dolu, çok rahat ve içini ısıtan kucakların sahiplerini unutmamak istercesine onları dikkatle inceledi ve tüm ayrıntıları aklına yazdı. Tekrar bir araya geldiklerinde hepsini çok net hatırlayacağına eminim.

Defne Tatilde



İşte ilk tatiline çıktı bizim Çakır Hanım. Uçak yolculuğunu hiç yadırgamadı. Sadece inişte çok ciddi bakışlarla kemerine iyice tutunup etrafı süzdü. Uçağın tekerleri yere değipte fren yapmaya başladıktan sonra ise, hiç hareket etmeden öylece bekledi sanki hareket etse uçak duramayacakmışcasına :) Datça'ya vardıktan sonra rahatladı. Sıcak olduğundan sıkılır diye endişe ediyordum ama keyfi pek yerinde. Uzun uzun uykular uyuyor. Hatta dün gece karnını doyurması için O'nu uzun uğraşlarımıza rağmen uyandıramayınca pes ettik ve kendisinin uyanıp mama istemesini beklemeye karar verdik. İyi tatiller Defne. Umarım ilk tatilin çok keyifli geçer.

Çakır Hanım


Defne geçenlerde rutin kontrolleri için doktoruna gitti. Kapıdan girerken Doktoru O'na "Çakır Hanım ne haber?" diye seslenince çok şaşırdım. Sanırım Defne'nin gözlerinin mavi renk olarak kalacağını düşünüyor diye içimden geçirdim. Sonra eve gelip annemlere anlattım. Meğerse griye çalan mavi renk gözlere çakır denilirmiş. Doktorunun koyduğu takma isim kızıma çok yakıştı. Artık bizde aramızda O'na Çakır Hanım diyoruz. Söyledikçe daha çok hoşumuza gidiyor. Sanki arasıra çatılan kaşlarına, ciddi bakışlarına pek uygun bu isim. Çakır Hanım çok tatlısın :)

Herkese Günaydın

Defne Tatil Hazırlığı Yapıyor



Cuma günü tatile çıkacağı için bavulunu hazırladı ve önden yolladı ihtiyaçlarını. İlk tatili olacak Defne'nin. Hepimiz çok heyecanlıyız. Bugün doktora gidip son bir kontrolden geçtik. Herşey yolunda, yolculuk için hiç bir manimiz yok.
Gider gitmez şöyle deniz kenarında, mayosu ve güneş gözlükleri ile bir fotoğraf çektirir herhalde :)))

1 Haziran 2009


Defne Hanım planlı doğum tarihi olan 4 Haziran'ı bekleyemedi ve erken doğmaya karar verdi. 1 Haziran günü sabah saat 10:40'da aramıza katıldı. Biraz sabırsız olduğunu ben zaten içerdeki hareketlerinden sezmiştim ama konduramamıştım. Doğum sonrası telaşı, heyecanı ve alışma süreci nedeniyle daha önce fırsat bulup fotoğraf yükleyemedim. Ama artık biraz daha kendimize geldik ve nihayet işte Defne kızımızın ilk fotoğrafları...

Çok Yaşa

Oyuncaklarım Çoook Komik






Oyuncaklarıma çok gülüyorum. Hepsi komik ama en çok, tupturuncu ördeğim komik. Ne zaman uyansam kendisini bana bakıyor buluyorum. Minik gözlerini dikmiş bana bakıyor. Sonra bazen annem onu, benimle konuşturuyor. Ne dediğini anlamıyorum ama komik birşeyler diyor mutlaka. Çoğu zaman gerçekten komik olduğundan ama bazende ayıp olmasın diye gülüyorum. Acaba ayıp olmasın diye güldüğüm anlaşılıyor mudur? Anlaşılsa bile annem bana kızmaz ki, çünkü beni çok ama çok seviyor.
Beni görmek için blog'umu ziyaret eden herkese kucak dolusu sevgiler, Defne.

Oyun Köşesi



İşte Defne’nin oyun köşesi. Canı sıkıldığında oyun köşesine uzanıyor ve mavi kulaklı fili, kocaman ayaklı kuşu, şaşkın bakışlı eşeği, komik yeleleri olan aslanı izliyor. Bu sıra fonda bebek melodisi çalıyor. Ara sıra gözü hemen kenarda uçuşan kelebeğe takılıyor. Bir de zaman zaman kelebek kadar iri bir uğur böceği dikkatini çekiyor. Elini uzattığında ise bir tarafı ayna olan bir papatyayı yakalıyor. Ayağını yeteri kadar uzatabildiğinde bir tekmesi ile havada gezinen bu arkadaşlarının daha hızlı hareket edebilmelerini sağlıyor. Şaşırıyor, gülüyor, merakla izliyor. Uzun uzun seyrederken göz kapakları ağırlaşıyor, sonra onlarla yeşil çimenler üzerinde koşuşturduğu bir rüyaya dalıyor. Yüzündeki tebessümden çok eğlendiği anlaşılıyor.

Minik Ayaklar için Minik Çözüm



Minik ayaklarımıza bütün ayakkabıların büyük gelmesi probleminden, Defne'nin 40'ını çıkarttığımızı anlattığım yazıda değinmiştim. Buna fotoğrafta gördüğünüz gibi bir çözüm bulunmuş durumda... Ayakkabı görünümlü çoraplar :))) Evet bu muhteşem icat sayesinde artık Defne ayaklarına büyük gelen ayakkabılardan dolayı sıkıntı çekmiyor, onun yerine ayakkabı görünümlü çoraplarını giyip keyfine bakıyor.
Nasıl olsa yakın zamanda ayakları büyüyecek ve bir birinden şık ve güzel ayakkabılarını giymeye başlayabilecek :)

Melek


Böyle melekler gibi uyuduğunda O'nu seyretmeye doyamıyorum. Son derece huzurlu ve mutlu. Kuzu mu kuzu... Birazdan banyo yapacak Defne Hanım. Sonra da karnını doyuracağım. Dilerim bu gece de böyle huzurlu bir şekilde uyur. Güzel bir uykudan sonra tadından yenmiyor, gülücükler dağıtıyor.